Yaşadığım şu son günlerde, daha önceleri ihtiyaç hissetmediğim toplu taşım araçlarıyla haşır neşir olmak zorunda kaldım. Benim açımdan pek hayra alamet değil…Ancak, her musibetten bir hayır doğabileceğini de unutmamak gerekir. Otobüse binmek amacıyla,durakta bekliyorum. Otobüs biraz gecikince oturma ihtiyacı hissettim. Belediye güzel duraklar yapmış .Ancak, oturakların temiz olmaması sebebiyle ihtiyacımı karşılayamadım. Durakların içi ve etrafı çok aşırı şekilde kirletilmiş. Şöyle bir göz gezdirdim. Kirliliği yapan atıklar,sigara izmaritleri,meşrubat paketleri,çekirdek kabukları,kuruyemiş paketleri ve tükürük vs gibi şeylerden oluşuyor. Kısacası atıkların tamamı insanların eseri. Kirliliği oluşturan maddeler arasında hayvanlara ait bir şey göremedim.

Bu üzücü manzaraların oluşturduğu can sıkıntısıyla bu toplumun niçin bu duruma geldiğini düşünürken otobüs geldi de biran durağı unuttum. Genç birisi değilim. Saçımda ağarmış vaziyette. Otobüse bindim. Şöyle bir etrafımı kolaçan ettim. Oturacak yer arıyorum elbette. Benden çok genç erkekler var koltuğa kurulmuşlar. Yaşlıları görmezden geliyorlar. Bazılarının gözünün içine kasıtlı olarak bakıyorum. Hemen gözlerini kaçırıveriyorlar. Yer verip vermeme konusunda gel gitler yaşıyorlar. Kızım yaşındaki bayanlar, sanki bayanlar yaşlı erkeklere yer vermez kuralı var gibi, çok rahat oturuyorlar. Bu durum kafamda yer etti. Yer vermede,yaşlıların mı önceliği olmalı? Yoksa yaş gözetmeden bayanların mı önceliği olmalı?

Şehir içi dolmuşlarına binenler görmüştür. Şoförün yanında ikinci bir koltuk daha var. Orasını boş gördüm. Şoföre nezaket icabı oturabilir miyim ? Diye sordum. Şoför bey sorumdan pek memnun olmadı. Adeta, oturamazsın der gibi bir tavır takındı. Ben de inadına oturdum. Ama,şoför efendi pek memnun olmadı. O koltuğun oraya niçin konduğunu, şoförün niçin rahatsız olduğunu çözemedim. Oraya oturmak şoförün çalışmasını engelliyor mu onu da bilmiyorum.

Şoförün bu tutumu bana tuvaletçi fıkrasını hatırlattı. Sizinle paylaşmak isterim.Yaşı 50-60 civarında olanlar bilirler.1970’ li yıllarda şehirlerimizde henüz şebeke suyu yoktu.Çarşılarda,umumi tuvaletler vardı.Tuvaletçiler taharet için plastikten çeşitli renklerde ıbrıklar bulundururlardı.Ibrıkları tulumbadan doldururlardı.İşte, o tarihlerden birinde bir vatandaş sıkışmış, aceleyle kapıdan yeşil bir ıbrık almış koşar adım tuvalete girerken tuvaletçi adamı durdurarak “ o elindeki yeşil ıbrığı bırak, şu kırmızıyı al” diyor.Adam telaşlı olduğu için söylenen şeyi yapıyor.İçeri girip defi hacet yapınca rahatlıyor ve bu adam niçin ıbrığı değiştirdi diye düşünüyor.Acaba yeşil bayanlar için mi diye aklından geçiriyor.Ama mantıklı bir cevap bulamıyor.Çıkışta tuvaletçiye soruyor.Aldığı cevap şu: Ee “o kadar da yetkimiz olsun yani” diyor. Belediye şoförünün de tuvaletçi mantığı ile davrandığını düşünüyorum.

Bazı kamu kurumlarında tuvaletçi mantığı ile çalışan memurları az da olsa görüyoruz. Halbuki yüce dinimizin emri “ kolaylaştırınız,zorlaştırmayınız” şeklindedir. Elbette tüm şoförler aynı mantıkla çalışmıyorlar. İçlerinde gayet nazik beyefendiler var.

Sohbetimizin başına,asıl konumuza dönecek olursak, gençler büyüklerini saymıyorlar. Saysalardı otobüste yer verirlerdi. Etrafı kirletiyorlar,temiz olsalardı, etrafı kirletmezlerdi.Gençlerin çoğunluğu sigara içiyorlar,sigaranın zararları konusunda yeterli bilgi verilseydi içmezlerdi.Çarşıda kalabalık içinde yüksek sesle küfür ediyorlar.Yanı başındaki annesi yaşındaki kadınları ve babaları yaşındaki adamları görmezden geliyorlar.İnsanları rahatsız ediyorlar.Okulda çamurlu ayakkabılarının tabanıyla duvarları kirletiyorlar.Derste gürültü yaparak dersin anlaşılmasını engelliyorlar.Büyük bir çoğunluğu cep telefonu ve oyun bağımlısı.Sözün kısası,gençlerimiz insanları ve toplumu rahatsız eden birçok olumsuz davranışı pervasızca sergiliyorlar.

Şimdi eğri oturalım ama, doğru konuşalım. İğneyi kendimize, çuvaldızı başkalarına batıralım.Gençlerdeki bu olumsuz göstergelerin (geri bildirim-feedback-) müsebbibi kimlerdir? Ya da nedir ? Benim şahsi görüşüm bu olumsuz göstergelerin birincil sebebi ülkemizde eğitim sistemi. Ya da, daha doğru bir ifadeyle sistemsizliğidir.Kendimizi kandırmayalım.Ülkemizde bırakın eğitimi, eğitimin i si dahi yok.Bu şartlar altında gençliği suçlamak abesle iştigal olur.

Ülkemizde eğitim var mı, Yok mu ? Tartışmasına girmeden önce konuyu daha anlaşılır hale getirmek için eğitimi doğru bir şekilde tanımlamak gerekir.Bir çok düşünür ya da eğitim bilimci farklı eğitim tanımlamaları yapmışlardır.Tüm tanımlardan hareketle eğitimi tanımlayacak olursak; “Eğitim gençleri, kendilerine ve topluma zarar vermeden,kimseyi rahatsız etmeden yaşamlarını sürdürebilmeleri için, onların zararlı davranışlarını ortadan kaldıracak ve iyi davranışları kazandıracak şekilde güzel ahlakı kazandırma faaliyetleridir” Bu tanım bir eğitimci olarak bana aittir.Elbette daha güzel tanımlamalar yapmak ta mümkündür.

Bu tanımdan hareketle şu sonuca ulaşabiliriz. Eğer, okula başlarken kaba konuşan, kavgacı,etrafı kirleten bir genç, eğitim sonucunda bu kötü davranışları terk edebilmiş,onların yerine güzel ve olumlu davranışları sergileyecek seviyeye gelmişse o genç eğitilmiştir.Dolayısıyla bu ülkede eğitim vardır diyebiliriz.Ülkemizdeki eğitim sistemini ve çıktılarını bu kriterle karşılaştırdığımızda ben ülkede eğitimin olmadığı sonucuna ulaşıyorum.Ülkemizde maalesef eğitim yok.Kendimizi kandırmayalım.Sadece, kısmen öğretim var.Öğretim,bir insana hayatını kazanacağı bir mesleği kazandırmak için bilgi yüklemektir.

Acaba, ülkemizde öğretim ne seviyede? Öğretimde sorunlu. İnsanlara meslek öğretmek adına iş hayatında hiç kullanmayacağı bir sürü bilgiyi gençlere yüklüyoruz. Öğretimde pratik yerine sürekli teorik konular veriyoruz. Sonuç, eline anahtar alamayan mühendisler,insanlardan tiksinen ve kandan korkan doktorlar,cesareti olmayan asker ve polis,bir ticari işlemin muhasebe kaydını bilgisayarda yapamayan muhasebeciler, müvekkilini savunamayan avukatlar, adil karar verecek muhakemeye sahip olmayan hakimler ve bildiğini öğrencisine aktaramayan, iyi bir örnek olamayan sözde öğretmenler yetiştiriyoruz.Elbette tüm bu olumsuzluklara rağmen, kendini iyi yetiştirmiş meslek sahipleri de yok değil.Fakat sayılara çok az.

Yukarıda saydığımız, kötü göstergelerin kaynağı olan eğitim ve öğretim sistemini düzeltmeden, geleceğimizin teminatı olacak gençleri nasıl yetiştireceğiz?

Mevcut sistemle maalesef, bırakın geleceğin teminatı gençleri yetiştirmeyi,ancak geleceği karartan gençleri yetiştirirsiniz.Televizyonlarda görüyorsunuzdur.Kaliteli eğitmenler,akılsız hayvanları eğiterek, toplumun ihtiyacı olan asayiş ve narkotikle mücadelede kullanıyorlar.Hayvanların dahi eğitilebildiği günümüzde, biz insanlarımızı niçin eğitemiyoruz? Sorun nerede? Eğitimcilerimiz mi yetersiz, insanımız mı akılsız, yoksa eğitim sistemi mi bozuk? Cevabı elbette biliyoruz. Temel sorun eğitimin sistemsizliği. İkinci sıraya eğitimcileri koyabiliriz. Her meslekte olduğu gibi, eğitim sistemi içinde de kişilik ve kabiliyeti eğitime uygun olmadığı halde aldığı yüksek puanla eğitim bilimi okuyan birçok insan var. Bunun yanında, öğretmen kadrosu içinde kişilik ve kabiliyeti eğitime uygun insanlar da yok değil. Bu acı gerçekleri aktarırken, öğretmenleri aşağılamak gibi bir niyetim asla yok. Bende bir öğretim görevlisiyim. Temel sorun şu ki; gençlerimizi kendi kabiliyet ve kişiliklerine uygun bir meslekte yetiştiremiyoruz.Her insanın en uygun olduğu bir meslek mutlaka vardır.Bu uygun meslekleri bulmak ve gençlerimize yeterli teorik bilgiyi ve pratiği öğretmek zorundayız.Kalkınma ancak gençlerin kabiliyetlerini keşfedip kullanmakla mümkündür.

Bir ülkenin en değerli sermayesi olan “beşeri sermayenin” kalitesini yükseltmek zorundayız. Beşeri sermayesi, kaliteli olan ülkelerin geleceği teminat altındadır ve geleceği parlaktır. Tamam da,”beşeri sermayenin” kalitesini nasıl yükselteceğiz? Diye, bir soru akla gelebilir. Bu konuyu inşallah gelecek yazımızda inceleyelim. Eğitim sistemini düzeltmiş bir Türkiye’de yaşamak dileğiyle…

Avatar
Adınız
Haber Yorumları
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek veya küfürlü yorumlarınız yayınlanmaz. Yayınlanan yorumlardan yorumu yapan üye veya ziyaretçiler sorumludur.
Avatar
Adem 2018-01-30 20:22:04

Hocam kaleminize, yüreğinize, emeğinize sağlık. Ne zaman öğrenci merkezli, bireysel farklılıkları degerli bulan, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetini öne alan eğitim öğretim sistemini uygulamaya başladık, bencil, ukala, saygısız bir toplumun temelini attık ve toplum için insan yetiştiren bir egitim ögretim sistemi benimsenmediği sürece saygılı ve anlayısli bir nesili rüyamızda görürüz. Allah aşkına siz hiç arpa ekip buğday biçen gördünüz mü?

Avatar
Memet 2018-01-30 19:01:06

Hocam diline sağlık çok güzel yorumlamissiniz

Avatar
Elbistanlı 2018-01-30 18:03:29

Eğitimin durumunu anlatmak için “ülkemizde bıakın eğitimi,eğitimin i si bile yok cümlesi yanlış olmuş.doğrusu eğitimin e si bile yok şeklinde olmalıydı.

Avatar
Hocam hocam 2018-01-30 22:05:24

Hocam yazıyor sun da şunu demiyor sun ŞERİAT GELSE HERŞEY DÜZELİR DESEN YETER

Misafir Avatar
Kadir Şahin 2018-02-01 13:13:09 @Hocam hocam

Evet yazımda eğitimin i'si yok demişim.Eleştiride bulunan arkadaşım haklı eğitimin e'si yok.Şeriatın gelmesi içinde toplumun belli oranda eğitim ve öğretimden geçmesi gerekiyor.Yani bir altyapı oluşturmak gerekiyor.Bazı insanlar Müslümanım diyor ama şeriatı bilmediği için karşı çıkıyor.Dolayısıyla altyapı şart...

Beğenmedim! (0)
Avatar
Ahmet 2018-02-12 21:44:28

Bende şunu açik yüreklilikle söylüyorum.Birakin sistemi suçlamayı her dönemde iyi insanda vardır kötü insanda..Kisacasi şu pislik adam her dönemde pislik iyi adam her dönemde iyidir.MaşAllah bu dönemdede pırıl pırıl insanımız saygılı hürmetli çocuklarımız gençlerimizin sayısı az değildir.Ama her nedense hep işe yaramaz tipler ön plana çıkarılıp güzel insanlardan bahsedilmiyor.Bu imkan ve teknolojinin her türlü olumsuzluğuna rağmen gençler eski dönem gençlerinden kat kat saygılı ve hürmetledir.Herkes şikayetten vazgeçip kendi görevini yaparsa bu olumsuzluklar azalacaktır.Bu gençler sonuçta durmadan şikayet edenlerin evlatları.